Hikaye: Yaşamın Kıyısında (Aşk Üzerine Genellemeler)
HasanOzgan
Hayat, aslında kimseye ne iyi ne de kötü yönünü gösterir. Hayatı bize iyi, güzel yada çirkin gösteren kalptir. Hangi yönden bakmak istersek beynimiz algılarımızı bu yönde tetikler. Bu demektir ki, duyguları ve ruh halimizi yönetmek mümkündür. İsterseniz önce örnek vakamıza bir bakalım.
Yusuf kültürlü, hayat dolu ama kekeme bir gençtir. Sınıf arkadaşı Zeynep’i görür görmez “İşte bu o kadın!” diyerek gönlünü kaptırır. En sonunda cesaretini toplayıp duygularını açar, fakat bir olumlu bir cevap alamaz. Yusuf her fırsatta aşkını kanıtlamaya çalışır. Sırf O’na olan aşkından kekemeliğini yener. Hemde inanılmaz kısa bir süre içinde bambaşka birine dönüştüğünden bitmek bilmeyen bir umut vardır içinde. Kekemelik derdi yüzünden yıllarca insanlarla konuşmaktan ve boş muhabbetlere girmekten kaçan Yusuf, söylemek istediklerini hep yazıyla dile getirmiştir. Bu yüzden duygularını sözlü ifade etmekte zorluk çeker. Bu durum ortam içinde komik duruma ya da anlaşılmamasına sebep olmuştur. İyi bir gözlemci ve uygulayıcı olduğunundan kısa sürede bununda üstesinden gelecektir fakat Zeynep, Yusuf’un bu değişimini görmek istemez. Yusuf üsteledikçe Zeynep’in O’na olan ön yargısı daha da artar. Zeynep’in sınav stresinden dolayı canının çok sıkıldığını gören Yusuf, adını gizleyerek sadece içinden geldiği için sıradışı bir süpriz hazırlar. Zeynep’i mutlu etmek için hazırladığı süprizler de bilir ki, adını verirse Zeynep yine önyargı ile bakacaktır. Bu yüzden adını gizli tutar. Olaylar hızla ilerlerken, sürekli kendisini tersleyen Zeynep’in hareketlerine çok yorulan Yusuf en sonunda anlar ki, ağzı ile kuş tutsa dahi Zeynep’in kendisi ile ilgili önyargılarını asla kıramayacaktır. Bu yüzden kendisinden çok sevdiğini, yüreğinden azat etmeye karar verir..
İşte tam bu noktada başlıyor, akıl oyunları. Yusuf önce bunu yapmakta zorlanır. Sürekli aklında ve gönlünde yaşattığı bir umut vardır. Sonra anlar ki, aşk bu kadar zorlamalarla olmaz, iki kişinin ahenkle duygusal dansıdır Aşk ve kendisi bu tek kişilik şova bir son vermelidir. Çünkü dışarıdan gayet gülünç görünmektedir. Böylece umudunu öldürür. Şimdi hayatını nasıl düzene sokacağına sıra gelmiştir. İnsanın algılarını ve kararlarını denetleyen kontrol eden 2 organ vardır. Kalp ve Beyin!. Bu iki organı biraz kurcalamak gerekir. Bunu medya zaten yıllarca bize karşı kullanmaktadır. Bardağın yarısı dolu hikayesini hatırlayın.
Kalp acısını dindirmenin yolu, beklentilerini düşürme yoluna gitmekten geçer. Mesela Yusuf “mutlu bir yuva kurma” beklentisini, “kekemeliği yenme” beklentisi ile değiştirse yaşadığı şeyin neticesi daha pozitif bir hâl alacaktır. Böylece bu ilişkiden öğrendiği ve hayatına aktardığı şeyleri diğer beklentiler ile değiştirir. Bu biraz, önce ok atıp sonra hedef tahtasını okun bulunduğu yere koymaya benzer. Yürek acısına bunu ne kadar çare derseniz, kolay olmayabilir ama kesin bir yöntemdir. Peki ya akıl, sürekli bunları sorgulayan aklı nasıl kandırabiliriz ?..
Sırada kafayı meşgul eden bu ilişkinin, süreçlerini ve hatırlattıklarını birbir beyinde başka birşey ile yer değiştirmesine geldi. Sakın aklınıza, başka bir sevgili bulmak ve koymak gibi bir çözüm gelmesin. Bunu ben pek tavsiye etmem. Bu iki yüzlü bir tavır ve kötü bir fikirdir.
Yaşama baktığımızda, büyük kayıpların ve acıların yerini başka duyguların doldurduğunu görürüz. İnsanoğlunun bu şekilde unuttuğunun kanıtıdır. Yerini hiçbir şey doldurmaz, dolduramaz deseniz de giden birşeyin arkasını mutlaka biri başka şey doldurur. Sadece bunun olma süresi değişkendir. Mesela size O’nu hatırlatan mekan ve bir şarkıyı başka bir anlamla yükleyin. O’ndan sakın kaçmayın! Aklı manipüle etmektek ancak böyle mümkün olacaktır. Hayatınızı yeniden şekillendirmeye ve algılarınızı değiştirmenize yardımcı olan diğer yöntem budur.
Tüm bu uğraşların sonuç vermesi 2-3 hafta içerisinde mümkün olabilmektedir. Yusuf için yapılacak tek şey yaşamına kaldığı yerden devam etmektir. Sabırla kendi kafasında yarattığı hayatın üzerine yeni bir hayat yazılmasını beklemek. Herşeyi akışına bırakarak, sabırla beklemek!…
